* FANİ DUNYA


FANİDUNYA FM MOBİL (Yenilendi)

FANİDUNYA FM

ANDROID
Radyomuzu google playdan cep telefonunuza yükleyip dinleyebilirsiniz. Tıkla yükle
DİĞER TELEFONLAR
Google Chrome veya Firefox'a
http://5.135.14.22:7412
yazarak radyomuzu dinleyebilirsiniz

Android desteklemeyen telefonlarda dinlemek için tıklayınız

Radyomuzu bilgisayara yükleyerek bilgisayarınızdan dinleyebilirsiniz.
Tıkla yükle


 



Gönderen Konu: İmanı Yaşamak  (Okunma sayısı 42 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimiçi fanidunya

  • Administrator
  • *****
  • İleti: 3055
İmanı Yaşamak
« : Aralık 05, 2022, 09:37:40 ÖS »
İmanı Yaşamak

İnsanlarda asıl sorun Allah'a kesin bilgiyle imandır; iman ve itaat ana iskeleti oluşturur. Allah'a karşı muhabbet, Allah'ı çok sevmek, Allah'tan çok korkmak ve ahirete iman… Hiç kimse tatmin bulmuş melekler gibi olamaz; insanın birçok eksiği vardır. İnsan eksiklerini unuttuğunda ise kendini üstün görmeye başlar.

Yüce Allah, “İnsanlar, (sadece) "İman ettik" diyerek, sınanmadan bırakılacaklarını mı sandılar?” (Ankebut Suresi, 2) buyurur ve kullarına dünya hayatındaki imtihanı haber verir. Allah insanlardan gerçek ve samimi bir iman ister. Bu ise kişinin yalnızca "ben inanıyorum" demesiyle elde edilemez. İnsanın dünyadaki sorumluluğu, Allah’a ve ahirete iman etmek, Kuran'da tavsiye edilen güzel ahlaka sahip olmak, Allah'ın hoşnutluğunu kazanmak için çaba göstermektir. Allah'a gerçek anlamda iman ettiğini söyleyen insan, şeytanın saptırmaya yönelik tüm çabalarına rağmen doğru yoldan dönmeyeceğini, nefsinin bencil tutkularını Allah'ın hoşnutluğundan önde tutmayacağını da kanıtlamalıdır. Bunu ise karşılaştığı olaylar karşısında gösterdiği tepkilerle ortaya koyacaktır. Allah, “işittim, iman ettim” diyerek dini yaşamayı kabul eden insanın karşısına sabır gerektiren birtakım zorluklar çıkaracak, sergilediği davranışlarla da onu imtihan edecektir.

Bazen rahatlık ortamı, zorluk durumlarına göre daha büyük bir imtihan vesilesidir. Zorluk zamanlarında akıl ve şuur açıldığı için, insanın Allah ile olan manevi bağlantıyı koruması daha kolaydır. Ancak önemli olan, insanın Rabb’i ile bağlantısının her koşulda kesintisiz olmasıdır.

İmtihan anları Allah’a sevgimizi ve inancımızı kanıtladığımız zamanlardır. Bir Kur’an ayetinde, “…Onlar Allah'ı unuttular; O da onları unuttu…” (Tevbe Suresi, 67) buyrulur. İmtihan olmamız, Allah’ın bizi unutmadığının işaretidir.

İmanın kuvveti oranında, insanın samimiyetle dini yaşaması da kolaylaşır. Ancak imanı zayıf kişinin aklı da zayıf olur. Olaylara hatalı bir bakış açısına sahiptir; çok çabuk öfkelenebilir, çabuk üzülebilir, korkuya, ümitsizliğe kapılabilir, gelecekle ilgili ümitsiz konuşmalar yapabilir.

Ancak, güçlü imana sahip insanın bütün yaşamında mükemmellik vardır; düşünceleri, davranışları, kararları makuldur. Bu nedenle en önemli şey güçlü bir imandır. Güçlü bir Allah korkusu, güçlü bir Allah sevgisi yaşandığında dünya insana adeta cennet gibi gelir.

Birçok güçlük ve imtihan yaşamış da olsa, insan gerçek yaşam amacını unutmamalı, imani coşkuyu sürekli yaşamalıdır. Aksi durumda kişinin kalbi kararır, körleşir, katılaşır; vicdanı duyarsızlaşır, öğüt alamaz bir hale gelir ve dönüşü olmayan bir yola girer.

Samimi iman eden ve aklını kullanan insanı dünya hayatı aldatamaz. Dünya hayatındaki hiçbir şey insana bir yarar sağlamaz. Madde bağımlılığı kişiyi yıkıma taşır. İnsan kendisini dünyaya bağlayan ne varsa bunlardan kurtulmalı, Allah’a yakın olmalıdır.

Hz.İbrahim, "Ben kaybolup-gidenleri sevmem" der. (En'am Suresi, 76) Etrafımızdaki her şey kaybolup gidecek. Kaybolmayacak olan şey, yalnızca Allah ve ondan bir parça olan ruhumuz. Kaybolacak şeylerden vazgeçemediğimiz için hepsi sıkıntı oluyor, eziyet oluyor. Allah kaybolup gidecekleri bırakmamızı, ardına düşmememizi istiyor; bizler ise O’nun istediklerini yapmayıp kendimize zulmediyoruz. Oysa zulmeden bu pisliklerden kurtulduğumuzda, pırıl pırıl imana kavuşmamız mümkün olacaktır.

Allah imanlı insanı dinç ve diri tutar. İman her derdimizin devasıdır. Kötü düşünceleri çıkarıp attığımızda, vicdanımızı dinlediğimizde ve tamamen Allah’a yöneldiğimizde çok rahatlarız. Bizi Allah’a yaklaştıracak vesileler aramalıyız. İnsanın tam teslim olması, kendisini tamamen Allah’a adaması gerekir. Kulluğunun bilincinde olan insan, imanını sürekli tazelemek ve geliştirmek durumundadır; aksi takdirde imani duyarlılığı ve aklı da azalmaya başlayacaktır.

"Her şeyi tam anlamıyla Allah rızası için mi yapıyoruz?.."Bunu düşünmeliyiz. İnsan kendi nefsinde de tevil yapar. Gün içinde, en başta kendimize imanımızı kanıtlayan şeyler yapmalıyız. Katkısız imanı yaşarsak Hz.İbrahim gibi, ateş soğuk gelecektir…
Tevhidi Anlamak.

"Kelime-i Tevhid" yani "La ilahe illallah (Allah'tan başka ilah yoktur)".

İlk insan ve ilk peygamber Hz. Adem(a.s.)'den, son peygamber Hz. Muhammed (s.a.v.)'e kadar tüm peygamberlerin insanları inanmaya davet ettikleri hakikattir "Tevhid". Hz. Adem (a.s.)'den sonra gelen bütün peygamberler bu 'Tevhid' hakikatini insanlara hatırlatmak üzere gönderilmiştir.

Kur'an-ı Kerim'de:

"Andolsun ki her ümmete 'Allah'a kulluk edin, tağutlardan kaçının'diye peygamberler göndermişizdir." (Nahl, 36) buyuruluyor.

Tevhid'in ifadesi olan "La ilahe illallah"ı inceleyecek olursak, "La" sözünün "İllallah'tan önce geldiğini görürüz. Bu kıyamete kadar böyle sürecek olan bir hakikattir. Kul, önce bir "red"le "hayır"la başlayacak, yani önce kalbini tüm sahte ilahlardan, putlardan temizleyecek, sonra "illallah" gelecek, "yalnızca bir olan Allah vardır" diyecek. Çünkü kalbin takvaya erebilmesi için önce fücurdan temizlenmesi gerek. Nasıl ki, içinde pislik bulunan bir bardağın üzerine temiz su ilave edilemezse, yani temiz su ilave etmekle temizlenmiş olmazsa, şirkin üzerine de "Tevhih" bina edilemez. Önce kalbin şirkten temizlenmesi gerek. Allah (c.c.)'tan başka her şeyin kalpten atılması ve orada yalnızca Allah (c.c.)'ın hüküm sürmesini sağlamak gerek!...

Kelime olarak "bir"leştirme anlamına gelen "Tevhid", Allah (c.c.)'ı hayatın her alanında "bir" kabul etmektir. Tabi bu "bir" Allah (c.c.)'ı sadece sayı olarak "bir" kabul etmek değildir, bununla birlikte bir çok gizli hakikati -hayatın tamamını- içinde barındıran bir kelimedir "Tevhid".

Günümüzde Allah (c.c.)'ı sadece yaratıcı ve sayı olarak "bir" kabul etmek gibi çok kısır, gerçek anlamının yalnızca çok cüz'i bir bölümünü ifade eden bir anlam yüklenmiştir "Tevhid"e. Oysa "Tevhid" insanın, hayatının her alanında, birey olarak veya toplum içinde tek hüküm koyucunun, tek iktidar sahibinin Allah (c.c.) olduğunu kabul etmesidir. Yani insanın yerken, içerken, otururken, kalkarken, konuşurken, giyinirken bütün bir gün, dolayısıyla bütün bir ömür tüm fiillerini işlerken Allah(c.c.)'ın ne dediğinin, ne istediğinin kul için önemli olması ve uygulanmasıdır "Tevhid". İşte Mekke müşriklerinin Allah (c.c.)'ı bildikleri halde kabul etmedikleri hakikat buydu. Çünkü onlar, "La ilahe illallah"taki gerçek manayı, Peygamber (s.a.v.) tebliğe başladığı ilk andan itibaren kavramışlar ve bilinçli bir şekilde reddetmişlerdi. Onlar Allah (c.c.)'ı tanıyorlardı. Ankebut suresi 61. ayet-i kerimede:

"Eğer onlara: 'Gökleri ve yeri yaratan kimdir? Güneş ve ayı musahhar kılan kimdir?' diye sorsan 'Allah'tır' derler. O halde nasıl döndürülüyorlar?" buyuruluyor. Ki, ilk nail olan ayet-i kerimelere bakılırsa, ayetlerde Allah (c.c.)'ın varlığının ispatlanması gibi bir gayretin olmadığı görülür.

Peygamber (s.a.v.)'in ilk andan itibaren onları davet ettiği şey "La ilahe illallah"tır. Yani Allah'ın var olduğu değil, Allah'tan başka ilah olmadığıdır. Tabi bu, Mekke müşriklerinin çıkarlarına ters geliyordu. Bu husus , sadece Mekke müşrikleriyle alakalı değil elbet. Bu bizi ve bizden sonra kıyamete kadar gelecek bütün insanları içine alan bir husus.

İslamın temelinin kavranabilmesi için ilk önce "Tevhid"in öğrenilmesi gerek. Tabi bu öğrenme yaşamayı da beraberinde getirdiği zaman bir anlam ifade eder. Çünkü "Tevhid"i bilmesine rağmen hayatına geçirememiş bir müslümanın davasında istikrarlı bir şekilde devam etmesi çok güçdür. Günümüzün en büyük problemi de bence budur.

Tevhid'in bir gereği olarak, insanların yaratılış nedeni olan imtihan ortaya çıkar. Allah (c.c.) kullarının Tevhid'ini yani bu sözü söylerkenki samimiyetini imtihan eder. Sözünde durup durmayacağını test eder. Kulun başına gelen her şeyin Allah (c.c.)'tan olduğunu bilip, buna razı olmasını ister. Yani teslimiyet ister Allah. Ve bize peygamberi İbrahim (a.s.)'ı gösterir:

"Rabbi ona 'teslim ol' dediğinde, İbrahim 'alemlerin Rabbine teslim oldum' dedi." (Bakara, 131)

İbrahim (a.s.) gibi teslim olmamızı ister Rabbimiz. Onun için kimi zaman sıkıntı ve üzüntülerle imtihan eder, kimi zaman da refah içinde bir hayatla. Birinde sabır ister, diğerinde şükür. Her ikisi de kendi alanında zordur muhakkak. Ancak dünyanın düzeni, yaratılışın gayesi bu:

"İmtihan". Yani "sünnetullah" bu. Eğer böyle olmasaydı hayatta meydana gelen hadiseleri anlamak insanlar için çok güç olurdu.

"İnsanlar sadece 'iman ettik' demekle bırakılıvereceklerini ve imtihana çekilmeyeceklerini mi zannederler? Doğrusu biz onlardan evvelkilerini de imtihan ettik. Allah sadık olanları da yalancı olanları da bilir." (Ankebut, 2)

İşte hayat, bu sadık olanlarla yalancıların belirlenme alanıdır. Ve bu belirleme verilen imtihanlarla gerçekleşir.

Baştan sona bir imtihan olan bu hayatta, "Tevhid"i gerçek manasıyla anlayıp yaşayan ve bu imtihanda muvaffak olan kullardan olmamız dileğiyle

RADYO  FANİDUNYA FM.
Yükleme linklerini görebilmek için üye olmanız gerekmektedir. Üye Ol veya Giriş Yap
RADYOMUZ 24 SAAT YAYINDADIR. TÜM OKUYCULARIMIZI, RADYO DİNLEYCİLERİMİZİ PAYLAŞIMA DAVET EDİYORUZ, DAVETLİSİNİZ. Yükleme linklerini görebilmek için üye olmanız gerekmektedir. Üye Ol veya Giriş Yap
FANİDUNYA FM
tüm TELEFONLARDA DİNLEMEK İÇİN TIKLA DİNLE?
Google Chrome veya Firefox'a
yazarak radyomuzu dinleyebilirsiniz
Yükleme linklerini görebilmek için üye olmanız gerekmektedir. Üye Ol veya Giriş Yap
Android desteklemeyen telefonlarda dinlemek için tıklayınız
Yükleme linklerini görebilmek için üye olmanız gerekmektedir. Üye Ol veya Giriş Yap
Radyomuzu bilgisayara ve cep telefonlarına yükleyerek bilgisayarınızdan  cep telefonlarınızdan dinleyebilirsiniz.
Tıkla yükle
Yükleme linklerini görebilmek için üye olmanız gerekmektedir. Üye Ol veya Giriş Yap

 


* BENZER KONULAR

Belalara Sabrın Mükafatı Gönderen: gurbetciyim
[Bugün, 11:45:56 ÖÖ]


Mümin Kardeşliği Nasıl Olmalı Gönderen: gurbetciyim
[Bugün, 11:42:22 ÖÖ]


Kurtuluşun Reçetesi Gönderen: gurbetciyim
[Bugün, 11:26:19 ÖÖ]


Veda Haccı Hutbesinde Müslümanlara Bırakılan İki Emanet Gönderen: gurbetciyim
[Bugün, 11:14:45 ÖÖ]


Dünya Hayatı,Berzah – Kabir Âlemi ve Ahiret Gönderen: gurbetciyim
[Bugün, 10:42:01 ÖÖ]


Rasûl-i Ekrem S.A.V’in Cömertliği ve Doğru Sözlülüğü Gönderen: fanidunya
[Bugün, 09:06:03 ÖÖ]


Hacının Yolculuktan Dönerken Gözeteceği Adap - Ahlak Gönderen: fanidunya
[Bugün, 08:55:09 ÖÖ]


Hacc ve Umre’de Yapılacak Faziletli İbadetler Nelerdir Gönderen: fanidunya
[Bugün, 08:49:26 ÖÖ]


Depremler ve Düşündürdükleri Gönderen: fanidunya
[Bugün, 08:41:03 ÖÖ]


Ölümü Güzelleştirenler Gönderen: fanidunya
[Bugün, 08:28:35 ÖÖ]


Deprem – Zelzele Gönderen: fanidunya
[Dün, 05:32:27 ÖS]


Sevmek Tâbi Olmaktır Gönderen: KOYLU
[Dün, 12:13:14 ÖS]


Neden İslami Hayat Gönderen: KOYLU
[Dün, 12:10:01 ÖS]


İslam Aile Hukukunun Temel Kavramları Gönderen: KOYLU
[Dün, 12:01:39 ÖS]


İnsan Şeytanları Gönderen: KOYLU
[Dün, 11:23:53 ÖÖ]


Bağışlanmayan suç – Şirk Gönderen: KOYLU
[Dün, 10:43:14 ÖÖ]


Zelzele Sûresi 1 Gönderen: fanidunya
[Dün, 09:20:51 ÖÖ]


Hayattan Esintiler Gönderen: fanidunya
[Dün, 09:08:38 ÖÖ]


Takdir ve Teşekkür Gönderen: fanidunya
[Dün, 09:02:01 ÖÖ]


Nimetin Farkına Varmak Gönderen: fanidunya
[Dün, 08:55:10 ÖÖ]