www.FaniDunya.Net |HUZURUN, DOSTLUGUN, KARDEŞLİGİN EN GENİŞ PAYLAŞIMIN TARAFSIZ, KALİTELİ, DEVAMLI HİZMETİN ADRESİ

FANİDUNYA NET iSLAMİ YAŞAM HAYAT TOLUM VE AİLE => iSLAMİ YAŞAM HAYAT TOLUM VE AİLE => Mutlulık Yolu İslam => Konuyu başlatan: FANİDUNYA.net - Ocak 04, 2017, 07:15:53 ÖÖ

Başlık: Sözümüzün Eri Olabilsek
Gönderen: FANİDUNYA.net - Ocak 04, 2017, 07:15:53 ÖÖ
Sözümüzün Eri Olabilsek

Ey iman edenler! Niçin yapmayacağınız şeyleri söylüyorsunuz. Yapmayacağınız şeyi söylemeniz,
Allah’ın en çok nefret ettiği şeylerdendir. (Saff, 2-3)

Rivayet olunduğuna göre cihat emri gelmeden önce bazıları, ‘eğer Allah’ın en sevdiği işi bilsek onu yapar, canımızı ve malımızı o iş uğrunda feda ederdik,’ derler. Bunun üzerine cihat ayeti nazil olur. Fakat gereğini yapmakta yavaş davranırlar. Bundan dolayı Saff suresinin yukarıdaki ayetleri indirilir. (Tirmizî, Hakim, İbn Hanbel, Beyhakî, v.d.)

Eskiden beri ilmî bir metot olarak ayet ve hadisler, iniş ve söyleniş sebebine göre yorumlanmıştır. Özellikle belli bir olayla alakalı olanlarda bu metodun terk edilmesi hata olarak kabul edilmiştir. Bu şekilde asıl manaya sadık kalınmış ve yanlış yorumlanmaların önü kesilmeye çalışılmıştır.

İslâm, gelişinden itibaren merhale merhale tamamlanmıştır. Kur’an-ı Kerim’de de bunun böyle olduğu açıkça belirtilir (Maide, 3). Ayetler bir seferde inmemiş, genellikle bir olay ve sözle alakalı olarak indirilmiştir. İnen ayetler Allah Rasulü s.a.v. tarafından sahabilere açıklanmıştır.

Yazımızın başında geçen ayetlerle ilgili yukarıdaki rivayeti, birçok müfessir iniş sebebi olarak kabul etmiş ve bu çerçevede açıklama yoluna gitmiştir.

İlk olarak Âlûsî’nin tefsirinde yaptığı açıklamayı verelim: “Ayet-i kerimede yapılan uyarıdan, söz verilmiş işin yapılmamış olması dolayısıyla bir uyarı olduğu anlaşılabilir. Fakat bu doğru olmaz. Zira sadece vaat edilen şeyi yapmamak günahtır demek yanlıştır. Ayette bizzat ‘boş vaatte bulunma’nın da günah olduğu vurgulanmıştır. Nitekim üçüncü ayette ‘Yapmayacağınız şeyi söylemeniz, Allah’ın en çok nefret ettiği şeylerdendir.’ denilerek asıl kızgınlığın boş vaatte bulunmadan kaynaklandığı vurgulanmıştır. Bu ayet, asıl manayı ortaya çıkarmakta ve yapılan işin büyük bir kabahat olduğunu beyan etmektedir.” (Rûhu’l-Beyan)

İsmail Hakkı Bursevî de tefsirinde, Âlûsî’nin söylediklerini yineler ve şöyle devam eder: “Kişi eğer bir şeyi geçmişte veya şimdi yaptığını söylerse ve gerçekte yapmamışsa bu yalancılıktır. Eğer gelecekte bir şeyi yapmayı vaat eder ve yapmazsa, bu durumda da verdiği sözü tutmamış olur. Her ikisi de kötülenmiştir.” (Rûhu’l-Meânî)

Zemahşerî de der ki: “Bu ayet hem yalancılığı hem de sözünde durmamayı içerir. Kastedilen mana budur. Fakat bir özür dolayısıyla sözünü tutamayan bunun dışındadır ve o durumda bir günah yoktur.” (Keşşâf)

Nesefî ise tefsirinde şöyle der: “Müminlerin yapamayacakları şeyleri söylemeleri tam bir kızgınlık ve nefret sebebidir. Ayette özellikle ‘makt’ kelimesinin tercih edilmiş olması da bunun işaretidir. Nitekim ‘makt’ en şiddetli buğz anlamındadır.” (Medârikü’t-Tenzîl ve Hakâiku’t-Te’vîl)

Nahcivanî tefsirinde de şöyle denilir: “İmanınızın gereği ahde vefa göstermenizdir. Zira iman ederek Allah Tealâ ile sözleşme yapılmıştır. Eğer söyleyip, vaat edip de yapmazsanız büyük günah işlemiş olursunuz.” (Fevâtihu’l-İlâhiyye)
Elmalılı tefsirinde de şunlar söylenmiştir: “Ayetteki bu hitap, hakiki müminlere adaklarının yerine getirilmesinin lüzumu üzerinedir. Yani yapmayacağınız bir şeyi adamayın, madem ki adadınız. O halde sözünüzde durup adaklarınızı yerine getiriniz, demektir.” (Hak Dini Kur’an Dili)

Kaynaklarımızda bu ayetle ilgili başka nakiller de yer alır. Bunlardan birinde bu hitabın münafıklara yönelik olduğu vurgulanır. Zira münafıklar Bedir Harbi’ne katılanların ayetlerle ve Hz. Peygamber Efendimizin mübarek sözleriyle övülmesi üzerine dediler ki, “Yine savaş olsa biz de katılırız!” Fakat Uhud Harbi gelip çatınca kaçmışlar ve savaşa katılmamışlardır. Bunun üzerine yukarıdaki ayetin indiği ve münafıkları azarladığı belirtilir.

Aslında baştan beri bütün açıklamaların birleştiği nokta, yalan söylemenin, boş vaatte bulunmanın Allah katında çirkin görüldüğüdür. Yani müminlerden sözünün eri olması istenmektedir. Güvenilir olmak, iki yüzlü olmamak ihtar edilmektedir. İslâm’ın gereği de budur.

Burada “Ya hayır söyle ya sus!” hadis-i şerifini hatırlamak gerekir. Yersiz konuşmanın ve boş vaatte bulunmanın bedeli ağırdır. Mümin söylediği her şeyden hesaba çekilecektir. Bu sebeple susmak dinimizce daima övülmüştür.

Selim Güneş.